Ülkemizdeki Müzisyenlerin Ortak Sorunları

Müzisyenlikte diğer “sosyal” meslekler gibi ülkemizde yapılması zor, yapılsa bile maddi olarak geçinilmesi imkansıza yakın, güvencesi olmayan işler sınıfında yer almaya başladı.

Müzisyen kimliğimle yazıyorum yazıyı. Piyasada senelerdir bu işi icra eden büyüklerime saygılarımı sunarak, sizlerinde bildiği her gün yaşanılan problemleri paylaşmaya başlıyorum.

ALINAN ÜCRETLER

                Müzisyenin kazancı genelde günlüktür. Gideceği işe, konsere, ekstraya göre hayat standartlarını oluşturur, ödemelerini ona göre ayarlar, oturacağı eve ona göre karar verir. Ekstra bir iş gelirse o da bir gün ailesiyle vakit geçirmesi için ona imkan sağlar.

Tabi gelgelelim alınan ücretler günden güne öyle komik hallere geldi ki, harcanılan emek, vakit, alın teri değersizleştirilmeye başlandı. Mekan sahibi nerden bilsin bir müzisyenin o sahnede çalacağı 40 parça için aylarca çalıştığını, hatta o sahneye gelmeden önce provaya gittiğini, bunların hepsinin maliyet olduğunu. Sahne alacağı mekana giderken harcadığı yol parasını.

Gördüğüm kadarıyla artık mantık şu hale geldi ” Senden daha ucuza daha fazla çalabilecek insanlar var” . Çok kızıyorum bu densiz düşünceye, ama neye yarar. Yani senden daha fazla bu yükü çekebilecek eşşekler var demeye getiriyorlar da kibarlık yapıyorlar.

İstisnai durumlar dışında bir müzisyenin gecelik (21:00-00:00 arası) ortalama gideri:

  • Yol parası : Toplu Taşıma İle Geliş 5 TL – Akşam Mecbur Taksi ile Geri Dönüş 25 TL
  • Yemek  : İnsanız acıkmamız normal ve en ucuzundan bir dürüm yesek 10 TL
  • Özel İhtiyaçlar : Genelde sigara içildiğini varsayarsak örnek olarak onu kullanalım 10 TL

En asgari toplam gider çıktı mı  50 TL …

Halen 50 TL gibi rakamlara müzisyen sahneye çıkarmaya çalışan “işveren” ‘ler var piyasada. Verdiği emeği bir kenara bırakalım, pek çok müzisyenin sabah kahvaltı yapabilme imkanını bile elinden aldığınızın farkında değilsiniz. Ha evimiz dükkanınız üstünde olur, sigara içmeyip 1 dürüm ayran yapmazsak evet o zaman birşeyler kazanıyor olabiliriz.

Ne acıdır ki o stüdyolarda verilen emekler, ton bulmalar, parçaları yeniden düzenlemeler, sizinle 100 TL’nin pazarlığını yapıp, gece binlerce TL parayı cebine alıp evine gidecek mekan sahipleri için olmuş gibi oluyor. Yazıktır…

 

UZUN ÇALIŞMA SAATLERİ

                “Saat 17:00 gibi gelirsin 23:00’a kadar programını yapıp evine rahatça gidersin” cümleleriyle dolu piyasa.  Veya akşamın dokuzundan gecenin bilmem kaçına kadar çalışmak zorunda bırakılıyor bir sürü müzisyen tanıdığım. Bir insan 6 saat nasıl şarkı söyleyebilir ki ? O koşullara mahkum bırakan işverenleri bir araya getirip “haydi bakalım sıra sizde 6 saat değil bak 3 saat şarkı söyleyin biz çalalım” demek lazım. Dinsizin hakkından imansız gelir.

Karşıdan söylemesi, yönlendirmesi kolay. Hadi bir gün zorunluluktan yapıp müzisyeni sömürdün tamamen, e değerli işveren haftanın 7 günü aynı eziyet çektirilir mi ? Karşındaki robot değil, robot olsa devresi ısınır kendini dinlenmeye alır.

Hep mekan sahiplerine yüklenmiş gibi oldum. Bazı müzisyen dostlarda bu durumu onaylar nitelikte çalışmıyor değiller. “Abi sen iste sabaha kadar çalarız” . Böyle dediniz diye bu rahatlık oluştu piyasada. Biraz önce demiştim ya “sen yoksan başkası var” , senin harcadığın emek, verdiğin inisiyatifler hepsi bu nedenden değersizleştirilmeye başlandı.

SOSYAL GÜVENCE NEDİR ?

Gerçekten “Sosyal Güvence” nedir dedirtiyor sağlanmayan güvenceler. Bu konuda sadece işverenlere söylenmem doğru olmayacak galiba. Ülkemizde müzisyene sahiplenme olmadığı gibi onlara tanınan bir sosyal güvence hakkı da yok. Müzisyen hastalanmaz, müzisyenin çocuğu hastalanmaz, müzisyen kaza yapamaz, müzisyen emekli … aa ne emeklisi zaten çok kazanıyorlar, özel sağlık sigortası yaptırıp emekli olsunlar !

Tabi çok uzak olmayan bir örnekte olduğu gibi (bknz: Talip Regaip Vatansever) , gecenin ikisinde  dengesiz (daha fazlasını yazamıyorum hislerim düşündüğünüz gibi) bir “insan” ‘ın g.tüyle içip ateş açıp sizi kafanızdan vurabilir. 2 gün haberlerde çıkarsınız. Sonrasında geride kalan ana baba kardeş sevgili eş bıraktığınız günkü gibi kalakalırlar.

Sosyal güvence dediğim de devlet büyüklerine çıkıntılık yapmış olur, devlet büyüklerine, düzene anarşist yaklaşmış olup kolluk kuvvetlerinin tepkisine uğrarız. Çünkü hakkını aramak suç hale geldi. Haklar aranmaya aranmaya, gemisini kurtaran kaptan oldu.

Emekliliği geçtim, bari sağlık hizmetlerinde bir ayrıcalık yaratılsın. İnsandır kolu kırılabilir veya çok fazla ateşi çıkabilir… Bedava hizmet değil yine istenen. Bir mekanda çalışırken oraya gelen yediği içtiğiyle vergisini veriyor zaten. Müzisyen kimliği çıkar, o vergilerden çıkar 2 dakikalık muayene parasını…

Çevremde nadirdir müzisyen olup sigortası olan. Onlarında çoğu sigorta parasını işverene kendisi veriyor.  Devlet büyükleri yardımcı olmuyor ki ne diyelim işletmecilere….

 

MÜZİSYEN KİMLİĞİNİ TAŞIYABİLMEK ÇOK ZOR

Korsan albümlerden, saçmasapan sanat değeri taşımayan müziklerin popüler olmasından, müzisyenin alkole meze olmasından, enstrüman araç ve gereçlerinin pahalılığından, geç verilmek istenilen mesai ücretlerine kadar o kadar fazla problem var ki. Değişir mi bu durum sorusunun yanıtını bilemiyorum. Öncelikle üst makamların bu işe hassasiyet gösterip el atması lazım. Sonrasında bütün müzisyenlerin birlikte hareket edip ortak paydada buluşması lazım.

Velhasıl daha çok fazla yol katedilmesi lazım ki o zaman ufukta gözükmüyor. Dilerim günün birinde ülkemizde de müziğe, müzisyene, sanatını icra eden değerli insanlara önce insan sonra müzisyen olduğu için kıymet verilir.

Regaip abiyi sevgi ve saygıyla anıyorum… Huzurla uyusun…

İyiliklerle kalın…

 

3 Yorumlar

  1. Emrah Turanlı’ya gönderyim bu yazıyı okusun 🙂

  2. Ayhan Mahlıçlı

    Birde öğrenci müzisyen çok fazla onlar düşürüyor piyasa yı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir